Çalışma alanı

Politika

İSDAM, yerel ve küresel ölçekli siyasi gelişmeleri araştırma, analiz ve strateji geliştirme ekseninde ele alır. Kamu politikaları, sivil diplomasi, yakın tarih ve yönetişim alanlarında düşünsel üretim yaparak karar süreçlerine katkı sunmayı hedefler.

Güvenlik

İki kutuplu dünyadan tek kutuplu bir dünyaya geçiş ile birlikte, soğuk savaşın dolayısı ile uluslararası nitelikte öngörülen güvenlik anlayışının da sona erdiği stratejisyenler tarafından değerlendiriliyordu. Oysa Bosna Hersek’te yaşanılan katliamlar, Çeçen savaşı, Afganistan ve Irak işgalleri, Filistin’de ki bitmeyen savaş ve son olarak ta Ortadoğu gayyasında katledilen insanlık… hep uluslararası bir nitelik taşıyordu. 1.ve 2. Dünya savaşları ile “düzensizlik” üzerine inşa edilen “yenidünya düzeni”, çatışmaları sona erdirmediği gibi çatışmalara asıl kaynak teşkil etti. 21. yüzyıla, derin ayrışmalar ve toplumsal niteliğe bürünen çatışmalarla giren dünyadaki tehdit algılamaları da değişti. Silahlı gücün yanında “soft power” “yumuşak güçlerin” de ne derece önemli olduğu, -SSCB’nin dağılması ile soğuk savaşın sona erdiğini düşünenlerin aksine- yeniden anlaşılmaya başladı. Ulusal mahiyette değerlendirilen güvenlik stratejilerinin eksikliği görülerek; yeni güvenlik stratejileri, uluslararası bir niteliğe bürünmeye başladı. Yeni bir kavram olarak “security knowledge” “bilgi güvenliği” kavramı gelişti. Bilinen Kara, Deniz ve Hava gücüne ek olarak yeni bir birim “siber savaşlara” hazırlık için kurulmaya başlandı. Son olarak nükleer ve biyolojik silahlara sahip olmak hala caydırıcı bir güç olarak varlığını devam ettirdi. Gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde savunma ve karşı operasyonel gücü eline geçirmek veya bu gücü sürdürmek için istihbarat faaliyetleri daha fazla ön plana çıkmaya başladı. Türkiye tüm bu güvenlik tehditlerinin neresinde duruyor? Türkiye’nin olası bu tehditlere karşı hazırlık durumu ve yapılması gerekenler neler? En önemli de Türkiye, kendisine karşı Anadolu’ya ayak bastığından bu yana bitmeyen bir kinle kurulan tuzakların ve kumpasların ne kadar farkında? İSDAM olarak biz, tüm bu sorulara cevap bulmaya ve ülkemizin güvenliğine ilişkin yakın ve uzak tehditleri bağımsız bir gözle değerlendirmeye, Hükümet başta olmak üzere; ilgili kurum ve kuruluşları bilgilendirmeye, yönlendirmeye ve tedbir almaya yönelik; raporlar, analizler ve araştırma yazıları hazırlayacağız. İSDAM olarak biz, ülkemizin güvenlik zaafının olduğu değerlendirilen konularda Akademik ve sosyal çalışmaların hazırlanmasına yönelik projeler hazırlayacağız. İSDAM olarak biz, barışa, huzura ve insanın mutluluğuna yönelik çalışmalara destek olacağız.

Dış Politika

Osmanlı imparatorluğu sonrasında olabildiğince “Osmanlı mirasının reddi” üzerine inşa edilen ve bu minval üzerine şekillenen Türk Dış Politikası, 2000’li yıllarda ye

nilenme sürecine girmiştir. Türk dış politikasındaki bu dönüşüm, alışılmış pasif siyaseti benimseyenlerce “eksen kayması” olarak nitelendirilmiştir.

Türkiye’nin Anadolu coğrafyası dışında etkinlik alanı oluşturmak için, Ortadoğu ve Afrika başta olmak üzere Kafkaslardaki artan faaliyetleri, batılı ülkelerce “Yeni Osmanlıcılık” olarak nitelendirilmiş ve Türkiye’nin değişen dış politikasını eski günlerine döndürme çabaları hız kazanmıştır.

Son yıllarda, Türkiye’yi küresel bir güç ve aktör konumuna getirmek için Türkiye’nin komşu ülkelerle enerji başta olmak üzere ticari ortaklıklar artırma gayretlerini görüyoruz. Türkiye’nin “komşu ülkelerle sıfır sorun politikası”, Türkiye’ye komşu ülkelerde, Arap Baharı olarak adlandırılan ve bugün uluslararası güçlerin sıcak çatışmalarla müdahil olduğu bir coğrafi alana dönüştü.

11 Eylül saldırıları sonrasında ABD’nin kısaca Ortadoğu ülkelerindeki demokratik yapıları destekleyeceği ve totaliter iktidarların görevden uzaklaştırılması şeklinde özetlenen “Büyük Ortadoğu Projesi” bu coğrafyada yaşayan topluluklara sunulan zehirli bir bal misali, 11 Eylül saldırıları ile ABD’ye taşınan savaşın yeniden Ortadoğu’ya ihracı anlamına geliyordu.

Bir yanda Ortadoğu’da yaşanılan sıcak savaş, ekonomik ve siyasi olarak çıkış arayan bir Avrupa Birliği, SSCB sonrası dünya siyasetinde bende varım diyen bir Rusya diğer yanda ise kendi dinamikleri içinde yeni yüzyıl savaşlarına sahne olarak belirlenmiş bir Ortadoğu. Türkiye hiç şüphesiz ki bu sıcak savaşın tam merkezinde yer alıyor. Türkiyesiz bir Ortadoğu siyaseti nasıl mümkün değilse Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda bir siyaset te mümkün görünmüyor.

ABD ve Avrupa Birliği’nde uluslararası siyaseti dizayn etmek üzere kurulmuş “Think Tank” kuruluşları Ortadoğu üzerine kurdukları masalarda her gün yeni politik ve ekonomik fay hatlarını tetikleyecek senaryolar üretiyor.

İSDAM olarak biz, uluslararası gelişmeleri takip ederek kamuoyu başta olmak üzere Hükümete, siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına Türk dış politikasına ilişkin hazırladığımız rapor, analiz ve yazılarla destek olmaya çalışacak ve karşılaşacak olduğumuz olası riskleri göstermeye çalışacağız.